
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
Zulme Başkaldırının Adıdır “NEWROZ”…!
Newroz isyanın, başkaldırının ve özgürlüğün adıdır. Egemenler ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar değiştiremeyecekler Newroz’u “Nevruz” diye… İçini boşaltamayacaklar zulme isyanı “baharın gelişi” diye…
Newroz egemenlere değil ezilen halklara aittir. Tarihsel kökenine inildiğinde “Newroz”, bize empoze edilmeye çalışılan “bahar bayramı” olarak görülmemektedir. Newroz’un yaklaşık 4350 yıl gerilere dayanan bir geçmişinin olduğu görülmektedir. Bu dönemde Gutilerin tapınaklarda Zagmuk adında bir bayram yaptıkları bilinmektedir. Zagmuk da ‘Yeni gün’ anlamındadır. Zagmuk bayramı törenlerinde ateşler yakılır ve kral halkın arasına girer. Daha sonraki yüzyıllarda Zagmuk geleneğinin Zerdüştlükte de ortaya çıktığı görülür ve bu tören gelenekleri Gutilerden sonra Hurriler, Kassitler, Mitaniler, Urartular ve Medler zamanında da korunur.
Newroz aynı zamanda Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı isyanı olarak efsaneleşmiştir. Efsane şöyledir:
Bundan çok eski zamanlar öncesinde, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isimli tanrının iki oğlu olmuştur. Birinin adı Hürmüzdür. Bereket ve ışık saçan anlamına gelmektedir. Diğerinin ki ise Ehrimandır. Kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır. Fırat ve Dicle’nin yaşam bulduğu, AhuraMazda’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz hep iyinin ve uygarlığın temsilcisi, Ehriman da onun karşıtı olmuştur.
Hürmüz, dünyada kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder. Ehriman bu durumu kıskanır ve yüzyıllar boyunca sürecek olan iyilerle savaşına başlar. Tüm iyilere, Zerdüşt’ün soyuna ve iyiliklere Medya coğrafyasındaki yaşamı çekilmez bir duruma getirir. Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulm eder. En sonunda da içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak Asur ve Med halkının üzerine salar. Dehak’ın bildiği tek şey kötülük etmektir. Zalim Dehak halkının kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. Dehak acılar içinde kıvranarak yataklara düşer ve hastalığına bir türlü çare bulanamaz. Dönemin doktorları acılarının dinmesi, yarasının kapanması ve hastalığının iyileşmesi için yaraya genç çocukların beyinlerinin sürülmesini önerirler. Böylece Kürtlerin yaşadığı coğrafyada aylarca hatta yıllarca süren bir katliam başlar; her gün zorla anne babalarından alınan iki gencin kafası kesilip beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. Bu katliam sürerken, sıra Med halkının çocuklarına gelir. Gençler öldükçe Fırat’ın, Dicle’nin, Mezrabotan’ın hali perişan ve içler acısıdır. Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür. Gençler katledilirken sıra bir gün daha önce bu şekilde 17 oğlunu kaybetmiş olan Kawa adındaki demircinin en küçük oğluna gelmiştir
Kawa, 20 Martı 21 Mart'a bağlayan gece sabaha kadar demir ocağının başında sabahlar ve oğlunu zalim Dehak’ın katlinden kurtarmak için çareler düşünürken imdadına göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi Hürmüz, Ninowa'lı Kawa'nın yüreğini sevgi ve umutla doldurur ve bileğine güç, aklına ışık verir. Ona Zalim Dehak'tan kurtuluşun yolunu öğretir. 21 Mart sabahı, gün doğduğunda, Kawa oğlunu kendi eliyle Dehak’a teslim etmek ister ve zulmün ve kötülüğün kalesi olan Dehak'ın sarayına girer. Oğlunu zalim Dehak’ın huzuruna çıkarırken yanında getirdiği örsünü Dehak’ın kafasına vurur. Dehak’ın ölü bedeni Demirci Kawa’nın önüne düştüğü anda kötülüğün alevi Ninowa’da söner. Kısa sürede bütün Ninowa ve bölge halkı isyan eder ve ateşler yakarak saraya yürürler. Zulme karşı isyanı başlatan Kawa, demir ocağında çalışırken giydiği yeşil, sarı, kırmızı önlüğünü isyanın bayrağı, ocağındaki ateşi ise özgürlük meşalesi yapar. Ninowa cayır cayır yanarken meşaleler elden ele dolaşır, dağ başlarında ateşler yakılır ve kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. Zalim Dehak’tan kurtulan halklar 21 Mart’ı özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlar. Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Newroz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihe geçer.
Her yıl bütün baskı ve zorlamalara karşı kutlanan Newroz bu yılda birçok şehirde yüz binlerce insanın katılımıyla coşkulu bir şekilde kutlandı. Her yıl olduğu gibi bu yılda yine Newroz çeşitli bahanelerle engellenmeye çalışıldı. Diyarbakır Valiliği, Newroz Tertip Komitesi tarafından bastırılan Newroz afişlerini, üzerinde bulunan gözlerin 'Abdullah Öcalan'ın gözlerine benzediği ve 'Êdî Bes e' anlamına gelen İspanyolca, Zazaki ve İngilizce sloganlar nedeniyle yasakladı. Batman, Van, Yüksekova, Hakkâri ve Şanlıurfa gibi kentlerde Newroz kutlamaları çeşitli bahanelerle yasaklandı. Yüksekova’da Newroz kutlamalarında gözaltına alınan kişilere işkence yapıldı vb. vb... Fakat bu baskı ve zorlamalara rağmen Newrozun yasaklandığı kentlerde de dâhil olmak üzere sokaklara yüz binlerce insan çıktı ve coşkulu bir şekilde Newroz’ u kutladılar.
Demirci Kawa örsüyle Dehak’ın zulmüne son vermiştir. Newroz ateşi Demirci Kawa tarafından yakılmış bizler tarafından da sürekli körüklenecektir. Bu ateş hiç sönmeyecektir. Ta ki tüm ulusların özgür olacağı bir dünya yaratılana dek.
Êdî Bes e !
Artık Yeter !
Kurtuluşun için örgütlen !
Newroz Ateşini Devrim Ateşiyle Körükle!
Mart 2008, Yeni Dünya Gençliği
Sayı 16 Çıktı!
Şiddetin Kaynağı Kapitalizm
ÖSS Mitingi Yapıldı, Sayı 13 üzerine bir eleştiri, “İddaa” yı Kazanan Hep Aynı!,
Mücadele Tarihinden Bir Sayfa..., Eğitim Köşesi: Burjuvazi
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm oukrlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.
