
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
“İş yerlerimiz” her şeyimiz!
Bizler daha çocuk yaşlarımızda okulumuzu bırakıp çalışmak zorunda kaldık. İş hayatımıza ilk atıldığımız zaman ve devamında bizlere öğretilen ilk şey her zaman “çalıştığın yeri kendi işyerin olarak gör” oldu. Patronlar ve yardakçıları her toplantıda ya da sorunda “arkadaşlar bu işyeri hepimizin, burayı hepimiz sahiplenmeliyiz” nutuklarını çektiler. Bu dalavereler dillerde ve beyinlerde o kadar kabul gördü ki, sohbetlerimizde çalıştığımız iş yerinden bahsederken “iş yerim” diye söze başlar olduk. Bizler iş yerlerimizi korumalı/kollamalıymışız, çünkü oradan ekmek yiyormuşuz(!). Sayemizde günden güne göbekleri büyüyen patronları ise bizlere ekmek verenler olarak gördük… En ufak başkaldırıda ise ekmeğimize ihanetle suçlandık.
Peki, aslında gerçek durum nedir(!)?
Çalıştığımız iş yerlerini kendi işyerimiz olarak mı görmemiz gerekiyor? Bizler kimimiz en az sekiz saat, kimimiz 12 saat çalışıyoruz. Peki, çalışmamızın karşılığını alabiliyor muyuz? Bugün Türkiye’de ki işçilerin büyük bölümü hiçbir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı çalışmakta ve devlet buna göz yummaktadır. Sabah erkenden evden çıkıp akşam yorgun argın eve dönmemize rağmen aldığımız maaş, bırakın insan gibi yaşamaya, kiraya ve diğer faturalara yetmezken, patronlar lüks içinde yaşıyorlar. Hem bizi sömürüyor, hemde şükretmemizi bekliyorlar. Hatta buda yetmezmiş gibi birde dua etmemizi bekliyorlar.
Özellikle yaşlı kuşak ile yaptığımız sohbetlerde varolanla, önüne konulanla yetinmeyi bilmemiz gerektiği hikâyesi hep öğütlenir. İşte bir diyalog; “oğlum nasılsın, iyiyim hasan amca sen nasılsın, iyiyim sağol oğlum. Çalışıyor musun, evet çalışıyorum, ne iş yapıyorsun tekstildeyim. Servisin var mı var, yemeğin var mı var, SSK var mı var, oooo o zaman senin işin çok güzel, sakın oradan çıkma”. Sormazlar çalışma şartların nasıl(?), aldığın maaş geçinmene yetiyor mu(?), kaç saat çalışıyorsun(?) yeter ki çalış! Özellikle tekstil sektörüyle ilgili iş ilanlarında hep şunu görürüz, X firmasına singerci alınacaktır ve ilk dikkat çeken şey, SSK+servis+yemek+maaş yazısıdır. Bizim en temel haklarımızı bizlere artı olarak sunup bizlerden “şartlar iyiymiş” dememizi bekliyorlar. Sizce de ilginç değil mi?
Özellikle son ekonomik krizi de fırsat bilerek işçilerin üstündeki baskılar ve sömürünün dozu arttırılmaktadır. Hele bir itiraz et, ilk yaptıkları şey dışarıda ki işsizliği hatırlatmak ve kovmakla tehdit edilmektir. Her fırsatta bir şey kazanmadığını, buranın hepimizin işyeri olduğunu, herkesin fedakârlık yapması gerektiğini söyleyen patronlar, birde utanmadan iş yerine kocaman bir tabela asarlar “ÖNCE KALİTE” diye. İşçinin insan onuruna yakışır bir yaşam süreceği bir maaş, sosyal güvence, sosyal yaşantı, iş güvencesi vb. vb. yok. Ama gel görkü patron için asıl önemli olan kalitedir. Evet, kalite gereklidir ama önce iş güvenliği ve insan onuruna yakışır bir yaşam standardı gereklidir. Bir bütün olarak insanlığın sömürüsü üzerine kurulu olan kapitalist sistemde tabi ki öncelik insan sağlığı ve yaşamı değil, kardır. Onların tek hedefi en az maliyetle en yüksek kar oranı sağlamaktır. Kar uğruna bütün doğayı katletmek söz konusu olsa bile sorun değildir. İşçilerin, emekçilerin ve toplumun diğer katmanlarının tek kurtuluşu proletarya diktatörlüğünde yani sosyalizmdedir. Biz işçi ve emekçiler bunun bilinciyle hareket etmeli ve bu bilinci kitlelere taşımalıyız.
Ya barbarlık içinde yok oluş, ya da sosyalizm! Başka alternatifimiz yok!
Yeni Dünya Gençliği/İst.
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.



