
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
Demokratik Açılım ve “Barış”
AKP hükümetinin başlattığı demokratik açılım süreci yeni gelişmelerle birlikte sürüyor. A. Öcalan’ın çağrısı ile Kandil ve Maxmur’dan gelen grupların karşılanması ertesinde yürüyen tartışmalarla sürecin nasıl işleyeceği belirsizleşmişti. Ancak şimdi AKP’nin tartışmayı (aslında önceden açıkladığı gibi kasım ayında) meclise taşıması ile birlikte süreç yeniden işlemeye başladı.
Buna rağmen sürecin nasıl sonlanacağı ve Kürt ulusunun taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı belli değil. Yine de bu süreçte birçok kesimde “Barış” umudu oluştu, Demokratik Açılımın bir barış süreci olduğu dillendirildi.
Oysa yürüyen savaşın son bulmasını istemeyen, bu savaştan ekonomik ve siyasi rant elde edenlerin provokasyonları da devam ediyor. Bu güçler savaşın sürmesinden ve şiddetlenmesinden yana tavır alıyor. Son olarak mecliste yapılan tartışmalarda görüldüğü gibi CHP ve MHP süreci tıkamaya, halkı neredeyse isyana çağırıyorlar. Örneğin CHP grubu adına konuşan Onur Öymen gibi ırkçı, faşistler Kemalizm’in geçmişteki katliamlarını örnek göstererek, PKK ile, Kürt halkı ile “barışa” gerek olmadığını, anaların ağlamasının pek te önemli olmadığını söyledi. Diğer ırkçı, faşist parti MHP ise sık sık halkı Kürt halkına karşı provoke etmeye çalışıyor, insanların gözyaşları üzerinden siyaset yapıyor. Bu çabalar DTP binalarına saldırı, Kürtlerin linç edilmeye çalışılması biçiminde yer yer amacına da ulaşıyor.
Bu karşı çıkışlara rağmen Demokratik Açılım süreci, zaman zaman kesintiye uğrasa veya hız kesse de sürüyor. Bu süreç içerisinde Kandil ve Maxmur’dan gelen grupların serbest bırakılması yürüyen savaşın durması açıdan olumludur.
Ancak bu olumluluk, hala polise taş atan çocuklara (ki kimi çocuklar evleri basılarak alınmış ve polise taş attıklarına daire polis ifadeleri dışında bir delil de yok) onlarca yıl hapis cezası verilmesi, sınır-ötesi operasyon için tezkerenin uzatılması, DTP’lilerin tutuklanması ile sürüyor. Bu durum egemenler arasındaki dalaşın da olanca hızıyla sürdüğünü, savaştan rant elde edenlerin süreci engellemeye çabaladıklarının bir ifadesi.

Bu süreçte ne DTP’nin (ve PKK’nin) talep ettiği çözüm, ne de burjuvazinin/devletin çözümü Kürt ulusal sorununu gerçek anlamda çözmeyecek, gerçekleşecek “barış” gerçek anlamda bir barış olmayacaktır. Çünkü kapitalizm şartları altında ulusal sorun gerçek anlamda, değişik uluslardan işçi ve emekçilerin mücadelesi ile ve tüm ulusların eşit ve özgür birlikteliği temelinde kurulacak sosyalist bir devlet altında çözülebilir.
Yine de bu süreç içerisinde Kürtlerinin varlığının kabul edilmesi, birçok kesim açısından sorunun kabulü ve tartışılması, 80 yıllık Kemalist ideolojinin iflasının gerçekleşmiş olması bir ilerlemedir.
Yürüyen bu savaştan işçi ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Bu nedenle savaşın durması haklı taleplerdir. Savaşın durması ile tüm uluslardan işçi ve emekçiler kendi gerçek sorunları ile yüzleşebilecek ve kendi sorunları için birlikte mücadeleyi yükseltebilecektir.
Süreç sonunda Kürt ulusunun bazı taleplerinin kabul edilmesi ve bu yönde yasaların yapılması ile birlikte, sorun önceye göre olumlu bir gelişme gösterecek olsa da, Kürt ulusunun zoraki birliği, Kürt ulusu üzerindeki baskılar sürecektir. Ki burada unutmamak gerekir ki sorun sadece Kürt ulusunun değil, bu coğrafyada yaşayan Araplar, Ermeniler, Çerkesler, Lazlar ve diğer milliyetlerin de sorunudur.
Gerçek anlamda çözüm Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının tanınması ile mümkündür. Zoraki birliğe son verilmesi, uluslar arasında eşit ve özgür birliğin şartlarının yaratılması sorunun gerçek çözümüdür. Ve bu çözüm sadece işçi ve emekçilerin mücadelesi ile devrim ile gerçekleşebilir.
13.11.2009
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.


