
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
-
‘Katsayı farkı’ savaşı,
-
-
Yüksek Yargı iktidar dalaşında
Egemenlerin iktidar dalaşında yüksek yargı bürokrat burjuva elitin parçası olarak kendi iktidarının mücadelesini güya hukuksal yargı kararları üzerinden yürütmeye devam ediyor.
Bunun Kasım ayı içindeki örneği meslek lisesi mezunları ile düz lise mezunları arasında üniversite giriş sınavlarında uygulanan “katsayı farkı” nı kaldıran YÖK kararı hakkında alınan “yürütmeyi durdurma” kararında görüldü.
Bilindiği gibi bu katsayı kararı 28 Şubat sürecinde, post modern darbe ertesi o zaman ideolojik Kemalistlerin sağlam kalelerinden biri olan YÖK tarafından alınmıştı. Amacı eğer bu karar alınmazsa, üniversite sınavlarında başarılı olacak İmam Hatiplilerin “devleti ele geçirme” tehlikesini önlemekti. Öyle ya İmam hatipliler eğer bu karar alınmazsa kolaylıkla doktor, hakim, kaymakam, fizikçi vb. her türlü mesleği yapabilirlerdi. En azından teorik olarak bu imkanın yolu açılırdı. Bu da laik devletin bekası için hayırlı sonuçlar vermeyebilirdi! İmam hatip Liselerinin de devlet denetiminde olduğu, devletin “Milli Eğitim”ine bağlı olduğu vb. bu kararda unutuluyordu. Meslek Liselerinin yalnızca İmam Hatip Liseleri olmadığı, İmam Hatip Liselerinin tüm Meslek Liseleri içinde çok küçük bir azınlığı oluşturduğu bu kararda unutuluyordu. İmam hatip lisesi mezunlarını devlete sızdırmamak adına, yüz binlerce meslek lisesi mezununa açık haksızlık yapıldığı bu kararda unutuluyordu. Meslek lisesi mezunlarının “düz Lise” müfredatı temelinde yapılan Üniversitelere Giriş sınavında zaten en başından dezavantajlı oldukları bu kararda unutuluyordu. Maksat laik devleti İmam Hatip Lisesi mezunlarının tehdidinden kurtarmak gibi yüce bir maksat ise, o zaman böyle ufak tefek unutkanlıklar olabilirdi.
Tabii ki o dönemde de, sonrasında da Meslek Lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerini (hadi imkânsız kılan demeyelim) olağanüstü zorlaştıran bu karara itirazlar yükseldi. Hatta kararın durdurulması ve kaldırılması talepleriyle Danıştay’a başvuranlar bile oldu. Danıştay bu başvurulara ne cevap mı verdi? “Üniversitelere Giriş Sınavında katsayı uygulanıp uygulanmayacağı, katsayı uygulanacaksa bunun nasıl olacağı vb. konusunda karar verme yetkisi YÖK’e aittir. YÖK kararını almış ve bildirmiştir. Her şey hukuka uygundur.” dedi!
Şimdi devran değişti. Parlamento çoğunluğunu, hükümeti, cumhurbaşkanlığını AKP ele geçirdi. Adım adım devletin diğer kurumlarını da ele geçirme yönünde ilerliyor. Bu kurumların içinde YÖK de var. 2008’den bu yana YÖK’teki çoğunluk artık ideolojik Kemalistlerin elinde değil. Ve YÖK’ten şimdi artık ideolojik Kemalistleri çok kızdıran kararlar da çıkıyor. Bunların biri Üniversitelere Türbanlı genç kadınların türbanları ile girebilmesinin yolunu açan karardı. 28 Şubat sürecinde YÖK’ün aldığı YASAK kararını kaldırmak için AKP ve MHP anlaşarak bir Anayasa değişikliği yapmışlar, CHP+DSP birlikte hemen Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak bu Anayasa değişikliğinin yapılmamış ilan edilmesi yönünde karar çıkarılmasını talep etmişlerdi. YÖK Anayasa değişikliği yapılıp, değişiklik kararı Resmi gazetede yayınlandıktan hemen sonra, yani yasa değişikliği yürürlüğe girdikten hemen sonra, Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklemeden bir karar alarak Türbanlı öğrencilerin üniversitelere serbestçe girebilmesi için bir genelge yayınlamış, fakat ideolojik Kemalistlerin egemen oldukları üniversitelerde bu genelge uygulanmamış; Danıştay genelge hakkında yürütmeyi durdurma kararı almış, ardından da zaten Anayasa mahkemesi, aldığı hukuk tarihine geçecek guguki bir kararla, Anayasa değişikliğini “yapılmamış” ilan etmişti. Böylece Yüksek Yargı bir kez daha Laik üniversitelerin laikliğini, Laik Cumhuriyeti türbanlıların saldırısından korumuş, vatanı kurtarmıştı!
Vatan kurtarılmıştı ama tehlike geçmemişti! YÖK’ün üniversite giriş sınavlarında katsayıyı kaldıran kararı bunun yeni bir göstergesi idi. Tabii Laik cumhuriyetin koruyucusu ve kollayıcısı zinde kuvvetler Danıştay’ın şahsında derhal harekete geçtiler. Daha önce “ Katsayı uygulaması YÖK’ün işidir. Danıştay buna karışmaz” içerikli bir karar almış olan Danıştay Sekizinci Dairesi bu kez YÖK’ün aldığı “katsayı”yı kaldıran karar hakkında “Yürütmeyi durdurma” kararı aldı. Öyle ya bu kez YÖK’ ün aldığı karar yanlış bir karardı. Bunun yürütmesinin durdurulması elzemdi. YÖK bu karara Danıştay Genel Kurulu nezdinde itiraz etti. Danıştay Genel Kurulu bu itirazı ret etti. Yüksek Yargı meslek Lisesi mezunlarının üniversite giriş sınavlarında düz lise mezunları ile eşit şartlarda yarışmasını yasalara ve eşitliğe aykırı bularak, katsayı uygulamasının sürdürülmesinin gerekli olduğu yönünde karar aldı.
Danıştay’ın derdi her zaman olduğu gibi yine Laik Cumhuriyeti Şeriat tehlikesi karşısında korumak! (Bunun gerçek okunuşu, bürokrat burjuva elit’in adım adım elinden kayıp giden iktidarını korumaktır!) Fakat bu kez aldığı kararın gerekçesine yazdığı şey bu değil. Bunun yerine “farklı hukuki statüdeki kişilerin” eşit şartlarda yarışamayacağı, fırsat eşitliğine sahip olamayacağı şeklinde bir gerekçe getiriyor. Danıştay Sekizinci Dairesi katsayı eşitliğinin “hukuksal statüsü farklı olanları eşit koşullara tâbi kılarak hak kaybı ve ihlaline sebep olduğunu” söylüyor kararının gerekçesinde. Danıştay Genel Kurulu da bunu onaylıyor. Böylece bugünkü Kemalist Türk Yüksek Yargısının hukuk anlayışını da öğrenmiş oluyoruz: Hukuk herkese eşit davranmaz! Hukuki statüsü değişik olan insanlar vardır! Bu anlayış gerçekte burjuva sınıf hukukunun bile değil (burjuva sınıf hukuku en azından lafta bütün insanların eşit olduğundan, hukukun bireylere karşı eşit davrandığından,”gözlerinin” zenginlik, fakirlik, sınıf, ırk, cinsiyet vs. ayrımlarına kapalı olduğundan söz eder) ortaçağın kast hukukunun anlayışıdır.
Bilindiği gibi Ortaçağ’da insanlar büyük çoğunlukla doğdukları feodal toplum şartlarında toprak kölesi, toprak ağası, soylular vb. ‘kast’ lara doğar, bu kastlar içinde yaşayıp, ölürlerdi. Onlar değişmez “hukuksal statüler” içinde yaşayıp ölürlerdi. Statülerini değiştirme hakları yoktu. Çünkü kişilerin hakları da “statü”lerine göre oluşurdu. Vergi ve askerlik gibi yükümlülükler de kamu görevine girme, mülkiyet gibi haklar da “hukuksal statüleri”ne bağlıydı! Bu anlayışı Burjuva Fransız Devriminin “ özgürlük, eşitlik, kardeşlik” şiarıyla tarihe karıştı. Eşitlik ilkesini modern kapitalist toplumlarda yalnızca Faşist sistemler açıkça ortadan kaldırdı. Faşist sistemler insanların bir bölümüne yaşama hakkı bile tanımadılar. Bir bölümü Türkiye’de olduğu gibi, örneğin Türk olmayanlara yalnızca “kölelik” öngören bir anlayışın ve uygulamanın savunucusu oldular.
Şimdi Danıştay aldığı katsayı kararının gerekçesinde gerçekte modern kapitalist toplumlarda faşizme ait olan hukuk anlayışının açık savunuculuğunu yapıyor.
YÖK şimdi yüksek yargının bu kararını katsayıyı koruyan ve fakat onu neredeyse sıfırlayan bir katsayı koyan bir kararla aşmaya hazırlanıyor.
İktidar dalaşında tepede filler tepişiyor, aşağıda olan çimenlere, yüz binlerce meslek lisesi ve düz lise mezununa oluyor!
15 Aralık 2009
Yeni Dünya Gençliği
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.
