
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 

Bizim Çocuklarımız...
Tekel işçilerinin haftalardır süren direnişi devam ediyor. Henüz daha direnişlerinden ödün vermeyen işçiler gelinen aşamada haklarını geri alamamışlarsa da kendileri için çok büyük bir deneyimden geçtikleri görülebilir. Toplumun hemen tamamında hakim olan siyasetin tekel işçileri üzerinde ki hegemonyası bu haftalardır süren direnişleri sayesinde büyük oranda kırıldı ve bir dönem kabul görmedikleri hak arama mücadeleleri ve sınıf sorununun gerçekleriyle yüzleşir oldular.
İşçileri böylesi bir direnişe götüren sebepler kadar daha öncesinde içinde çokta göremediğimiz tekel işçilerinin yer almadıkları hak arama mücadelelerinin de umursamazlık ve devlete erkine duydukları güven- ki bu hala işçi sınıfı içerisinde hâkimiyetini büyük oranda devam ettiriyor- ülkede ki başlıca sorun olan ve doğrudan işçileri ilgilendiren sınıf sorunları karşısında sesiz kalmalarını sağlamıştı ama görünen o ki sermayenin acımasızlığı bugün tekel işçilerine olduğu gibi diğer sınıf kardeşlerini de tehdit etmektedir. Ve hor görülen, hiçe sayılan, aşağılanan tekel işçileri değil bütün işçilerdir, işçilerin onurudur, ekmeğidir ayaklar altına alınan. AKP’nin ve AKP gibi diğer siyasi partilerin temel gücünü oluşturan sermaye çevrelerinin işçilere bakış açısının da bir aynasıdır yaşananlar ve söylenenler.
Ne diyor Başbakan Erdoğan -Devletin malını kimseye yedirmem- evet kolay kolay yedirmeyeceği açık. Bir kez peydahlandılar mı leş kargaları gibi, kendileri dışında kimsenin hakkını gözetmeyecekleri açıktır da. Ve sonrada işyerlerinde çalışmadan bekleyen işçiler haksız ilan ediliyor, devlet malını yiyenler oluyor. AKP’nin ve onun hala bu sözlerine kananların gözünde tekel işçileri devletin malı deniz yemeyen domuz - diye ağır hakaretlere maruz kalıyor. Bütün bunların suçlusu işçilermiş gibi cezalandırılan da yine işçiler. Kuşkusuz ki işçiler örgütsüzlüğünün ve duyarsız oluşlarının cezasını da çekiyorlar ama yaşanan bütün bu deneyimler işçilerin kendileri için bir şey yapmalarının yolunu açıyor da...

Başbakanın direnişle ilgili yaptığı değerlendirmelerde çokta yadırgamadığımız bir yanı herkesin dikkatini çekmiştir de. Ama bunu göremeyenler için ifade etmek gerekirse; şova dönüştürdüğü ve bir siyasetçi gibi değil de bir patron tavrıyla yürüttüğü konuşmalarda tıpkı bütün patronlarda, yani sınıf düşmanlarında olduğu gibi kendinden zayıf olanı küçümseyen, devletin şirketlerinin kendi malıymış gibi korumaya çalışan ve hatta bunun için kimsenin gözünün yaşına bile bakmayan, çalışanların ne kadar az ücret o kadar çok kar mantığı güttüğü ve yine devlet malını özel ve yabancı sermayeye peşkeş çektiren ve bunun için gerekirse şirketlerin üretimini bile durduran bir burjuva iş adamı tavrı salt bir siyasetçiden hele hele halkın büyük bir çoğunluğunun oylarıyla yasama ve yürütmeyi ellerine alan bu kurnaz tiplerin halkçı bir siyaseti dahi uygulayamadıklarını ve şirketlerinin çıkarları uğruna her türlü vahşeti kabul görmeleri başbakanın bu tavrının sermaye çevresinin bir bireyi olmasında aranmalıdır ve doğaldır ki her patron gibi o ve diğer kadroları toplumun huzuruna biz sizler için her şeyin hayırlısını düşündük diye çıkıp kendilerini haklı göstermeye çalışmaktadırlar da. Ama tekel işçileri direniyor hala ve kararlı ve hala ezilmişliğin getirdiği çaresizliğe sığınarak, bütün her şeyi göze alarak, soğukta ve aç, açık, koca bir şehrin ortasında kimsesiz değil fakat kendi gibi sınıf kardeşlerinin de destek verdiği ve haklarını geri kazanabilme umuduyla direniyor hala.
Ve birde çocuklar var ortada. Annelerinin, babalarının bu hallerini haber ve tartışma bültenlerinde gözlemledikleri ve her günleri acı ve karamsarlıklarla dolu endişeli ve ürkek gözleriyle yaşananlara seyirci olmanın da ötesinde bu duyguları derinden yaşayan çocuklar. Onlar tekel işçilerinin yoksul ve çaresiz çocukları. Bu yaşananlar şüphesiz ebeveynleri kadar onları da çok etkilemekte ve akıllarında hep şu soru takılı kalmakta;
Çalışmayı istemek suç mu?
Birçoğu bunu yapanları tıpkı hayallerinde kurdukları kötü adamların yerine koydular bile ve kim bilir nasılda nefretle dolmuştur yürekleri anne babalarına bunu yapanlara. Evet, yine bütün işçilerin çocukları gibi çaresizliğin verdiği cesaretle ve belki de bir yumrukta indirebilirlerde küçücük elleri ve ince parmakları bu kadar zayıf olmasa... Ama onlar çocuk, üstelik emekçi çocukları ve kendilerini bekleyen gelecekten biraz da olsa haberdar olan bu çocuklarımız büyüyecek ve daha iyi görebilecekler anne babalarının neden böylesi bir kararla direnmeye çalıştıklarını. Herkes için büyük bir derstir yaşananlar, çocuklarımız içinse her geçen gün artan sefalet ve acıdır ve onların geleceklerini bugünden karartanlar bilsinler ki yarın daha güçlü ve kendilerine yapılanlar karşısında verilecek bir dersin daha olduğunu hatırlatacaklar sizlere...
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.
