YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

Değerli dosta mektup…


Sevgili kardeşim Hrant Dink,

Sana bu mektubu yazma amacım içimdeki kin ve öfkedendir. Kin ve öfke diyorum demesine ama sen sakın ola yanlış anlama! Kin ve öfkemin yönü bellidir. Yönü; seni, güzel insan Hrant’ı aramızdan alanlaradır. Seni öyle özledi(k)m ki anlatamam… Yazacaklarımı sende biliyorsun –biliyorum- ama yinede yazmak istedim. Seni hiç tanımayan, senle bir kere bile sohbet etme fırsatı bulamayan yüz binlerce insanın kalbi şimdi seninle atıyor. Bunu bilmeni istedim sevgili dost... Yalnız değilsin… Seni unutmadık, unutmayacağız ve hiç unutturmayacağız…

hrantTarih 6 Şubat 2004… Önce Sabiha Gökçen’in 1915 katliamı sonrasında evlat edinilen Ermeni çocuklarından biri olduğunu yazdın. Sonra Hürriyet bu haberi manşetine taşıdı. Sonrasında da olaylar büyüdü, alevlendi ve ağızlarından salya akanlar yürüdüler üstüne, yürüdüler tehditler savurarak ve seni haklı davandan vazgeçirmeye çalıştılar. “Vatansever”, milliyetçi vb. olduğunu iddia eden faşist güruhlar yapması gerekenleri yapacaklardı ve yaptılar da!

Nereden tehdit almadın ki…

Seni bir şekilde yıldırmak, korkutmak istiyorlardı… Telefon, e-mail, mektup tehditleri her seferinde biraz daha artıyordu. Önce valiliğe çağırıp seni üstü örtülü tehdit ettiler. Sonra ülkü ocakları yazılarını yazdığın yere, AGOS’a gelip “ya sev, ya terk et”, “bir gece ansızın gelebiliriz” diye bağırıp tehditler savurdular. Bursa’dan gönderilen “Gestapo Türk” imzalı tehdit mektubunda ise “Oğlunu, seni ve Sarkis Seropyan’ı öldüreceğiz” denmişti. Bu tehditlerin araştırılması gerektiğini düşünerek Şişli Adliyesi’ne başvursan da bir sonuç çıkmadı. Aslında sonuç alamamanın nedenlerini sende biliyordun. Türkiye’nin hukuk değil de “guguk” ülkesi olduğu gerçeğini sende, bende, bizlerde biliyorduk…

Hangi sebeplerden yargılanmadın ki…

Ardı ardına “vatanın bölünmezliği” safsatasını ağızlarında sakız yapanlar sana bir dizi dava açtılar. “Türklüğü tahkir ve tezyif”ten, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”ten, “Türklüğü aşağılamaktan” vb. vb… Tabi her mahkemeye gidişinde ayrı bir olay olmuştu. Avukat Kemal Kerinçsiz bu olayların başını çeken baş aktördü. Bir duruşmada sen söz aldığında Kerinçsiz kalkıp, “Sus, yeter artık!” diye haykırdı, çıkışta yüzüne tükürmeye, vurmaya çalıştılar. “Gel de temiz Türk kanını gör, bakalım kimin kanı daha temiz” diye bağırdılar… Kerinçsiz ve peşinden mahkemeye gelen faşistler seni her defasında aşağıladılar ve saldırdılar.

hrant

Sen hiç ölmedin ki…

Evet, tarih 19 Ocak 2007… Tarih sayfasında kara bir gün… Halaskargazi Caddesi üzerinde yerde yatan bir adam… Pabucu delik, üzeri gazeteyle örtülü bir adam… Suçu neydi acaba! Sonradan öğrendik ki yerde yatan Hrant, Hrant Dink. Evet, gördüğümüz ve okuduklarımız doğruydu. Yüreği sevgi dolu, dost canlısı güzel insandı yerde yatan… Gözlerim(iz) doldu bir anda. Yumruklarım(ız) sıkılı öylece dona kaldı(k)m. Suçunu ise biliyordum. Evet, suçunu yalnız bizler biliyorduk. Suçu; insanları, insanlığı, doğayı, yaşamı ve hayata dair güzel olan her şeyi sevmekti. 

“Bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek tehdit edenler bir gece değil ama bir gün geldiler ve aramızdan aldılar seni… Ama senin insancıl, dostane yüreğini ve değerli fikirlerini asla bizden alamayacaklar. Senin gibi bu topraklarda özgürlük mücadelesi verenleri katletseler de, düşünceleri ve kararlılıkları hep bizimle omuz omuza duracak. And olsun ki sana ve özgürlük mücadelesinde ölümü göze alıp katledilenlere sözümüzdür;

Bir gün mutlaka bu topraklarda ve dünyanın her yerinde kızıl bayraklar dalgalanacak ve sosyalizm zafere ulaşacaktır. İşte o gün tüm halkların özgürce yaşadığı, dil, din, renk, ırk ayrımının yapılmadığı, savaşsız bir dünya yaratılacaktır.

 

YDG okuru Kürt kardeşin Rizgar