YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

Macar Devrİmİ


macar

1917 Ekim devrimi ile birlikte, özellikle de yirminci yüzyılla birlikte girilen tekelci kapitalizm (emperyalizm) döneminde, ülkelerden herhangi birinde patlak veren bir devrimin veya devrimci kalkışmanın diğer ülkelere sıçraması, buralarda yansımalarının olması kaçınılmazdı.

Macaristan da, emperyalist paylaşım savaşının ertesinde gerçekleşen ve dünyayı altüst eden devrimci sarsıntılardan fazlasıyla nasibini almış ve 1919 yılında bir Sovyet iktidarı deneyimi yaşamıştı. Önceleri Türklerin ve Osmanlı boyunduruğunda kalan Macaristan, Osmanlı boyunduruğundan kurtulup tamamıyla Avusturya-Habsburg hanedanlığının sultasına girmesi, Macaristan’ın kapitalizmle ilişkisi bakımından da yeni bir dönemi başlattı. 19. yüzyılda tüm Avrupa’yı kasıp kavuran devrimci dalga Macaristan’a da sıçramış, Engels’in 1793 Fransa’sının bir suretini gördüğü 1848 Macar Devrimi ancak ertesi yıl bastırılabilmişti. 1848–49 devrimi yenilgiyle noktalanmış olsa bile, yine de Macarlar ilerleyen süreçte ulusal bağımsızlık yönünde kazanımlar elde ettiler. Macaristan, 1867 yılında Avusturya ve Macaristan arasında varılan uzlaşma ile askerî, malî ve dış işleri Habsburg İmparatorluğu’nda kalmak üzere iç işlerinde bağımsız bir ülke statüsüne kavuştu. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kurulmasıyla sonuçlanan bu uzlaşmayla Macaristan hızlı bir kapitalistleşme sürecine girdi. Birçok halkı bünyesinde toplayan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu daha sonra I. Dünya Savaşına Almanya’nın yanında girecekti. Yeni üretim ilişkilerinin yerli yerine oturmaya başlaması ve kapitalist kurumların ve işletmelerin hızla çoğalmasını doğurdu. Bu durum beraberinde, kaçınılmaz olarak, işçi sınıfının sayısal artışını getirmişti. Büyük bir demiryolu şebekesi kurulmuş, uzlaşmadan sonraki elli yıllık süre zarfında işçi sayısı ikiye katlanmıştı. Kapitalizm, Macaristan’da sınıflar arasındaki kutuplaşmanın daha da derinleşmesine vesile olmuştu. Toplumsal üretim araçları gitgide küçük bir azınlığın elinde toplanıyordu. Elbette toplumsal yapıdaki değişiklikler sınıf mücadelesine de yansıdı. Eski toplumun köylülüğünün yerini, hoşnutsuz tarım proleterleri almaya başlamıştı. 1905 ve özellikle 1906’da gerçekleştirilen grevlere 100.000’den fazla tarım işçisi katılmıştı.

Emperyalist paylaşım savaşının ilk yıllarını başı ağrımadan geçiren Macar hükümeti, ulusal “kenetlenme”yi daha uzun süre koruyamadı. Artan iç huzursuzluklar kendisini 1917 1 Mayısı’nda gösterdi. Kitlesel gösteriler sonucunda 23 Mayısta Kont Tisza hükümeti düştü ve yerini bir azınlık hükümeti aldı. Burjuva unsurların oluşturduğu koalisyon hükümetine Sosyal Demokratlar da dışarıdan destek verme kararı almışlardı. Takip eden aylarda, savaştan duyulan rahatsızlık, yanı başındaki Bolşevik Devriminin çekim gücü ve savaşın kaybedilecek olmasının anlaşılması, işçi ve emekçiler açısından günün saf gerçekliği haline gelmişti.

1918 yılının ilk ayına kitlesel grevler damgasını vurdu18 Ocakta fabrikalarda başlayan ve 300.000 işçinin katıldığı genel grev, askerlerin de katıldığı kitlesel toplantılara kapıyı araladı. Kitlelerin çok “ileri” gitmesi karşısında Sosyal Demokrat önderlik alelacele grevi iptal etti. Grevin iptali kararı çelişkilerin üstünü örtmekten ve kitleleri yatıştırmaktan çok uzaktı. Nitekim Haziran ayında işçilerin vurulmasıyla tetiklenen bir genel grev patlak verdi. Geniş işçi yığınlarının aktif olarak mücadelenin içine çekildiği bu süreçte ilk kez Sovyetler kuruldu. İşçi sınıfı barış, genel oy hakkı vb. taleplerini bu konseyler aracılığıyla dile getiriyordu. Fakat işçi sınıfının militanlığına ve kararlılığına denk düşecek yeterli bir komünist partisinin yokluğu kendisini bir kez daha hissettirdi: Sosyal Demokratlar çok geçmeden grevi durdurma kararı aldı. Fakat, Macaristan işçi sınıfı yola çıkmıştı bile.

Ekim ayında savaşın kaybedilmesi Avusturya-Macaristan monarşisi için de ölüm çanlarının çalması anlamına geliyordu. Cepheden gelen askerlerin oluşturduğu asker Sovyetleri işçi Sovyetleriyle birlikte hareket etmeye başlamıştı. Sonuçta bu kez de ortaya Macar “Şubat”ı çıktı: 25 Ekimde monarşi devrildi, toplanan ulusal konseye Karolyi başkan seçildi. Tıpkı “Rus Şubatı” gibi, bu demokratik devrim de kendi görevlerini yerine getiremeyecek, kitlelerin beklentilerini karşılayamayacak ve Macar “Ekim”ine yol açacaktı...