YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

Egemenlerin İktidar Dalaşında Bir Raunt Daha

 

 

dalas

 

2007 yılında İsmail Ağa ce­maatiyle ilgili olarak başlat­tığı soruşturma, bilindiği gibi Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in gözaltına alınıp tutuklan­masına kadar uzanan bir dizi gelişmeye neden oldu. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı 2007 yılında Erzincan’da İsmailağa Cemaatine yönelik bir so­ruşturma başlattı. Bu soruşturmaya 2009 yılı başlarından itibaren Fetullah Gülen Cemaatine karşı yeni bir soruş­turma eklenip soruşturmalar, Türkiye geneline yaygınlaştırılmak, cemaat ilişkisi kapsamına giren kişiler, siyasi ve ekonomik ilişkiler ağı Türkiye ge­nelinde soruşturma kapsamına alın­ması istenilince, bu talebin birçok mahkemede kabul görmemesinin ar­dından sınırlandırma yoluna gidildi. İncelemenin CMK 250. madde kap­samına girdiğini iddia eden Erzurum Özel Yetkili Savcıları soruşturmayı yaparken, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in soruştur­masının temelde örgütlü bir suç işleme aracına dönüştürüldüğüne ve bunun da kişisel suç oluşturduğunu belirte­rek Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı hakkında soruşturma açmış ve bu doğrultuda mahkeme kararıyla arama yoluna başvurmuş, tutuklama talepleri de mahkeme tarafından kabul görmüş ve Cihaner, yüksek güvenlikli H Tipi Cezaevine konmuştur.

Bu işin ayrıntılarına değinmek bir yana genel olarak tümden ele aldığı­mızda çok ciddi sorunlar baş göster­mektedir. Cihaner’in tutuklanması olayında bir taraf cemaatlere suçla­mada bulunurken, bu tip örgütlenme­nin anayasal düzen için tehdit oluştur­duğundan yola çıkmakta, bu örgüt­lenme ağının siyasetçilerle ilişkisinin, parasal desteğinin, cemaat içi yönlen­dirmelerin bütün bunların hepsinin suç kapsamına girdiğinden hareket etmektedir Diğer taraf ise yürütülen soruşturmanın yöntem ve amacının Ergenekon davası kapsamında ortaya çıkan gelişmelerin bir ürünü olduğun­dan dolayısıyla suç teşkil ettiğinden yola çıkmaktadır. Bir taraf jandarmayı kolluk kuvveti olarak kullanıp HSYK (Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu) ile çalışma yürütürken, diğer taraf polisi kolluk kuvveti olarak kullanıp Adalet Bakanlığı ile çalışma yürütmüştür. Başsavcı Cihaner’in tutuklanmasının hemen sonrasında HSYK’nın Cihaner’i tutuklatan savcıların özel yetkilerini kaldırmış olması bir başka vakıadır. Meselenin bir hukuk tartışması değil bir güç savaşı olduğunu herhalde en iyi gösteren bu olmuştur. Ayrıca Başsavcı Cihaner’in içine düşürüldüğü durum, savcı SARIKAYA’NIN içerisine düşü­rüldüğü durum hatırlanarak değer­lendirilmelidir. Şemdinli iddianame­sinde sinde işaret edilen “gerçek faillerin” beklenenden yüksek rütbeli çıkması nedeniyle meslek hayatı bitirilen bu savcının ipini çeken aynı HSYK’ dır. Bir yanda iddianamesini beğenmediği savcının ipini çekip, beğendiği savcıyı koruma altına alan bir yüksek kurul, diğer yanda işine gelmeyen her şeyi en geniş biçimiyle Ergenekon’un içine dahil eden siyasi iktidar. Her iki taraf da kendi pratiklerini usule uygun bir açıklama getirmekte şimdilerde olay­ların köküne inmek yerine ise sadece yasal işlemlerdeki uygulamalardan hangisinin anayasal çerçevede doğru yanlış, suç olduğu tartışılmaktadır.

Kısaca değerlendirilirse; bu güç savaşının tarafları olarak görülen Yargıtay, HSYK, Özel Yetkili Savcılık ve Mahkemeler, Siyasi İktidar, Ordu gibi aktörlerin hiçbirisi “hukuk aşığı” değildir. Hele hele böyle bir iktidar da­laşında yasama, yürütme ve yargı or­ganlarının bölüşüldüğü ve bunun üze­rinden birbirleriyle mücadele edildiği ortamda taraflılık, hukuksuzluk onlar için meşrulaşmıştır. Bu organların hepsi bu güne kadar, halka, yoksullara, ezilenlere, muhaliflere karşı, temel hak ve özgürlükleri yok sayan onlarca sabı­kayla meşhurdurlar.

Bu kayıkçı kavgasının hiçbir tarafı bize “demokrasi ve özgürlük” mücade­lesi masalı okumamalıdır. Bu iktidar dalaşının her iki kesimi bize özgürlük ve demokrasi getiremez. Çürümüş dü­zenin çürümüş adalet sisteminden me­det ummak hayalperestliktir. Gerçek demokrasi ve özgürlük ancak işçi ve emekçi, genç-yaşlı tüm kesimin yoğun bir devrim mücadelesiyle oluşacaktır.

Yeni Dünya Gençliği