YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

Gençliğin geleceği “işsizlik”…

 

Zenginlerin ise daha da zenginlik…

 

issizTürkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hanehalkı işgücü araştırması sonuçları (Ekim, Kasım, Aralık 2009) yayınlandı. Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak 3 milyon 270 bin kişiye yükseldi ve işsizlik oranı ise 0,5 puanlık artış ile % 13,1 seviyesinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 1 puanlık artışla % 15,3, kırsal yerlerde ise 0,4 puanlık azalışla % 8,7 oldu. Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 0,7 puanlık artışla % 16,2 seviyesinde gerçekleşirken bu oran erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 0,7 puanlık artışla % 14,9, kadınlarda ise 0,5 puanlık artışla % 20,8 olmuştur.

Kasımda iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı, 18 bin kişi artarak 1 milyon 951 bin kişi oldu. Bunun 838 binini erkekler, 1 milyon 114 binini ise kadınlar oluşturdu. Bu dönemde iş bulma ümidi olmayanların sayısı ise 9 bin azalışla 693 bin kişi oldu. Kasım döneminde genç nüfusta işsizlik oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 0.4 puanlık bir artışla yüzde 24.4’e yükseldi. Genç işsizlik oranı, kentte yüzde 25.4’ten 26.3’e çıkarken, kırda yüzde 20.9’dan 20.2’ye geriledi.

AKP hükümeti sık sık ekonomik büyümeden, krizin teğet geçtiği safsatasından vb. bahsetse de veriler hükümetin dediğini doğrular nitelikte değil. Enflasyon ve işsizlik oranında ki artış söylenenlerin göz boyamaktan öteye gitmediğini göstermektedir. Aynı zamanda veriler gençliğin geleceksiz ve umutsuz bırakıldığını da göstermektedir. Milyonlarca işsiz ordusu dışarıda iş aramakta, hayatını devam ettirmeye çalışmaktadır. Yüz binlerce gencin iş ümidi kalmamıştır. Günümüzde büyük umutlarla girilen üniversite kapılarından mezun olmakta yetmiyor artık. Her yıl üniversitelerin çeşitli bölümlerinden mezun olan binlerce genç işsizlikle karşı karşıya kalmakta ve yine binlercesi asgari ücretle veya biraz üzerinde bir ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Gençliğin gelecekten beklediği yalnızca “iş”!…

zenginlerGeçtiğimiz günlerde Forbes dergisi Türkiye'nin, ''En Zengin 100 Türk'' listesini açıkladı. Listede Hüsnü Özyeğin, 3 milyar dolarlık servetiyle ''en zengin Türk'' unvanını korurken, listede ikinci sırada Mehmet Emin Karamehmet 2,9 milyar dolarlık, üçüncü sırada Şarık Tara 2,6 milyar dolarlık servetiyle yer aldı. ''En Zengin 100 Türk''ün toplam serveti bu yıl 87 milyar dolar oldu. Bu rakam, geçen bir yılda servetlere 31 milyar dolar eklendiğini ve toplam servetin önceki yıla göre yüzde 55 arttığını gösteriyor.
Bu ne yaman çelişkidir! Bir tarafta zenginliklerine zenginlik katan iş adamı, sermayedar ve holdingler dururken diğer yandan her geçen yıl daha da yoksullaşan ve işsiz bırakılan bir çoğunluk durmaktadır. Kapitalist sistemin adaleti bu olsa gerek!… Yoksuldan al, zengine ver! Veya yoksulu ez, zengini yücelt!...

Sermayelerini her geçen yıl bizlerin sırtından arttıran bu asalaklar sınıfı olan burjuvaziye karşı, ne yazık ki sessiz kalmaktayız. Onlar her yıl bu vb. listelere girebilmek için yazılı ve görsel basını, yasaları, hükümetleri kısacası işçi sınıfını uyutacak, yıldıracak ve baskı altına alacağı her türlü mekanizmayı kullanmaktadır. Onlar/burjuvazi bu kadar sistemli bir biçimde bizlere saldırırken bizler/işçi sınıfı, ezilen halklar ne yapıyoruz? Bizler en ufak bir hak arama mücadelesinde bile geri durmakta, sessiz kalmaktayız. İşçi haklarını tırpanlayan bir dizi yasaya karşı ses çıkarmamakla birlikte varolan -güçsüzde olsa- bir karşı duruştan, protesto yürüyüşünden vb. eylemliklerden uzak durmaktayız. En temel demokratik haklarımızı bilmiyoruz, öğrenmiyoruz ve talep etmiyoruz. Bu gidişe bir “dur” demeliyiz…

Bize reva görülen yoksulluğumuz ile boğuşarak geçiyor ömrümüz! Bu yaşadıklarımız kader değildir! Mücadele eden yenilebilir belki fakat mücadele etmeyen zaten yenilmiştir. Kurtuluşumuzu başka yerlerde aramamalıyız. Çare; şartele uzanan kendi ellerimizdedir…

Yeni Dünya Gençliği/İstanbul
03/03/2010