
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
Çocuklara Kıymayın Efendiler
1991’de bir yasa çıkarıldı. Bu yasa 2006 tarihinde yenilendi ve yasaya çok ağır maddeler eklendi. Artık 15-18 yaş arası çocuklar, Çocuk Mahkemelerinde değil özel yetkilerle donatılmış ağır ceza mahkemelerinde yargılanacaktı. TMK (Terörle Mücadele Kanunu) nedeniyle, "terör suçlusu" olmakla suçlanan çocuklar yetişkinler gibi gözaltına alınıyor, sorgulanıyor, yargılanıyor ve hapsediliyorlar. Taş attıkları için ayrı, slogan attıkları için ayrı, yüzlerini kapattıkları için ayrı ceza alıyorlar. TMK Mağduru Çocuklar pedagojik destek alamıyor, öğrenimlerini bırakmak zorunda kalıyorlar, aylarca hatta senelerce süren duruşmalara kelepçeli getirilip götürülüyorlar. Bu çocukların bazıları yetişkinlerle aynı koğuşlarda kalıyor, aileleriyle görüşleri engelleniyor, iki haftada bir verilmiş spor/oyun izinleri bile iptal edilebiliyor. TMK Mağduru Çocuklar gözaltına alınırken, gözaltında, sorguda, hapiste fiziki ve manevi işkenceye, kötü muameleye maruz kalıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi var. Bu sözleşme çocuk hukuku alanında tüm dünyada kabul edilen bir hukuk belgesidir. Bu sözleşmeye göre 18 yaşından küçükler çocuk mahkemelerinde ve özel yargılama usulüne göre yargılanmaları güvence altına alınmıştır. Türkiye’de bu sözleşmeyi imzalamıştır. Yeni Türk Ceza Kanunu ile birlikte çocuk hakları sözleşmesine uygun olarak, Ceza yargılamasında 18 yaşından küçükler çocuk kabul edilmiştir. Bu sözleşmeye uygun olarak 5395 sayılı yasa ile Çocuk Koruma Kanunu yürürlüğe sokulmuştur. Bu yasaya göre çocuklar çocuk mahkemelerinde yargılanacaktı. Ama öyle olmadı. TMK’ ya özel hükümler konuldu ve çocuklar özel yetkilerle donatılmış Ağır Ceza Mahkemeleri’nde yargılanmaya başlandı. 2006 yılından bu yana yargılanan çocukların sayısı 4 bine ulaştı. Yüzlerce çocuğa onlarca yıl hapis cezaları verildi, veriliyor.
Onlara “taş atan çocuklar” deniliyor. Ama çocukların büyük bölümü evlerde ve okullarda gözaltına alınıyor. Sokakta gözaltına alınan çocuklar da var. Gözaltına alınanların %43 için, ‘kalbi hızlı atmak, elinde taş izi olmak, terli olmak’ gibi komik gerekçeler öne sürülüyor. Gözaltına alınanların % 57’si için hiç bir somut delil yok. Asker ya da polisin ‘taş atarken gördüm’ gibi ifadeler delil olarak gösteriliyor. Gözaltına alınan ve tutuklanan çocuklar işkencelere maruz kalıyor. Kaba dayak, çıplak soyma, hakaret, copla vurma işkencenin sık kullanılan biçimleri olarak ön plana çıkıyor. Cezaevlerinde çocuklara işkence yapıldığı haberleri basına yansıyor. Bütün bunlar çocuk bayramını kutladığını iddia eden bir ülkede yaşanıyor.
7,5 yıl ceza alan Berivan’ın öyküsünü kısaca anlatmakta fayda var. Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi, 15 yaşındaki Berivan’ı ‘polise taş’ ve ‘örgüt sloganı’ atmaktan tek celsede 13 buçuk yıla mahkûm etti. Ceza 7 yıl dokuz aya indirildi. Berivan Diyarbakır E Tipi Cezaevinden yazdığı bir mektup ile tanındı. Bu mektup sayesinde Berivan’ın hikâyesi yazılı ve görsel medyanın gündemine geldi. Berivan ve ailesi 15 yıl önce İstanbul’a göç etmişlerdi. Yaşam şartları Berivan’ı küçük yaşta çalışmaya itmişti. İstanbul’da bir tekstil atölyesinde getir-götür işlerini yapan bir iş bulmuştu. Annesi ile birlikte Batman’da bulunan teyze ve dayılarını ziyarete gitti. 9 Ekim 2009 tarihinde eyleme katıldığı, polise taş attığı ve slogan attığı iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. 11 polisin yazılı ifadesi mahkemeye sunuldu. Delillerin toplanmış olduğu iddia edilerek dosya Batman’dan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianame hazırlandıktan sonra 29 Aralık 2009 tarihinde yapılan ilk duruşmada karar verildi. Savcı Berivan için 17 yıl hapis cezası istemişti. Mahkeme Berivan’ı 13 buçuk yıla mahkûm etti. Ceza 7 yıl dokuz aya indirildi.
Yargılanan bu çocuklar şahsında tüm topluma gözdağı verilmek isteniyor. Ama özel olarak çocuklar hedef tahtasına konuluyor. Bölgede nüfusun yarısından fazlası 18 yaş sınırının altında bulunuyor. Sistem çocukları potansiyel tehlike olarak görmeye başladı. Çocuklara yönelik sistematik baskı ve ceza uygulamaları devreye koyuldu. Şimdi yüzlerce çocuk eğitimden yoksun dört duvar arasında yaşıyor. Psikolojik travmalara müsait ortamlarda tutuluyor bu çocuklar. Oysa çocuklar her aşamada korunmaya muhtaçtır. ‘Suç’luyu kazıyın altından insan çıkar sözü hep söylenir. Ama ‘suç’lu ilan edilenlerin çocuk olduğunu unutmayın efendiler. Çocuklar geleceğimizdir. Çocuklara kıymayın efendiler. Toplumsal yaşamdan koparmayın çocukları.
Yazıyı Nazım Hikmet’in Şubat 1955’te yazdığı,
BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN başlıklı şiirinden bir kıta ile bitirelim.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
13 Şubat 2010
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.


