YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

anayasa


Daha önceki sayılarımızda da bahsettiğimiz üzere hükümet ile yüksek yargı arasındaki iktidar mücadelesinin gelişmeleri gündemden düşmüyor. Andaki durumda ise bir yanda Kemalist düzeni koruma misyonunu sahiplenen yüksek yargı ile diğer yanda kendi egemenliğini baştan aşağıya inşa etmek isteyen AKP iktidarı arasındaki iktidarı elde etme mücadelesi, anayasa değişikliği üzerinden yürüyor.  AKP yıllardır egemenliğini sürdüren Kemalist bürokrat kesimin etkisini kırabilmek için en vurucu hamle olarak anayasa değişikliğini gündeme getirdi.  Aynı zamanda AKP, 12 Eylül anayasasının baskıcı, antidemokratik, otoriter karakterinden ayrılan sözde ona alternatif oluşturacak, “demokratik yeni bir anayasa”  adı altında kendisini aklayarak, iktidarı ele geçirme yolunda yaptığı eylemleri de meşrulaştırmak için büyük çaba sarf ediyor.

Tartışmalara neden olan anayasa taslağı,  Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Taslakta, 3’ü geçici olmak üzere 29 madde yer alıyor. Teklifte, Anayasa’nın 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 159. ve 166. maddelerinde değişiklik öngörülüyor. Teklifle, geçici 15. maddenin yürürlükten kaldırılması da yer alıyor.
Anayasa değişiklik paketinin en çok tartışmalara neden olan kısmı kuşkusuz ki yüksek yargının yapısında önemli değişiklikler öngörmesi. Anayasa değişiklik paketinde yargının yapısını büyük oranda değiştirecek şu öneriler söz konusu:
“Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146. maddede değişiklik yapılıyor. Buna göre, 11 asıl, 4 yedek üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi, 19 asıl üyeden oluşacak. Meclis, 2 üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3'er aday arasından, 1 üyeyi Baro başkanlarının avukatlar arasında göstereceği 3 aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3'er aday içinden, 3 üyeyi ise YÖK’ün kendi üyesi olmayan Yüksek Öğretim Kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3'er aday içinden seçecek.  Andaki durumda ise bir yanda Kemalist düzeni koruma misyonunu sahiplenen yüksek yargı ile diğer yanda kendi egemenliğini baştan aşağıya inşa etmek isteyen AKP iktidarı arasındaki iktidarı elde etme mücadelesi, anayasa değişikliği üzerinden yürüyor.  7 üyeyi ise direkt olarak atayacak. Cumhurbaşkanı, 5 üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından, 2 üyeyi ise yüksek öğrenim görmüş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından seçecek. Anayasa Mahkemesi 3 daireden oluşacak.”

“Anayasanın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)  yapısını düzenleyen 159. Maddesinde kapsamlı değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, HSYK'nın halen 7 olan asıl üye sayısı 21'e, 5 olan yedek üye sayısı ise 10'a çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. Kurulun Başkanı, Adalet Bakanı olmaya devam edecek. Adalet Bakanlığı Müsteşarının kurulda yer alması sürecek. Kurulun, dört asıl üyesi, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, bir asıl ve bir yedek üyesi Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından Anayasa Mahkemesince, üç asıl ve iki yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı, hâkim ve savcıları arasından adli yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi, idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca, dört yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilecek.

Yargıda yapılması istenilen değişlikler karşısında muhalefet partisinin muhalefet alanı, sadece yargının bağımsızlığının elden gideceği safsatasından ibaret. Safsatasıdır çünkü yargı bugüne dek hiçbir zaman bağımsız olmamıştır. AKP’nin ise, Anayasa Mahkemesine üye atama yetkisinin Cumhurbaşkanı’na mevcut durumdan daha güçlendirilerek verilmesini istemesi, zaten onun Anayasa Yargısını bağımsızlaştırmak gibi bir kaygısının olmadığını gerçekte göstermiştir. AKP,   Yargı yolunda yapılan düzenlemelerle aşağıdan yukarıya bir değişiklik uzun süreceği için en kısa yolu tercih ediyor; yukarıdan atamanın yöntemini arıyor.  Bu sayede iktidar olma yolunda elle tutulabilir tek muhalefet, tek güç olan yargıyı da ele geçirerek Anayasa Mahkemesi ve HSYK’da kadrolaşmayı sağlama niyetindedir.

Anayasa değişiklik paketinde bunların dışında bir de diğer değişikliklere nazaran adeta üzerine sos niteliğinde olan şu değişiklikler yer almaktadır: Kadınlar yararına pozitif ayrımcılık, özel hayatın gizliliği ile ilgili değişiklik, yurtdışına çıkış yasağının hakim kararına bağlanması, çocuklara koruma, kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı, partilerin Sayıştay tarafından denetlenmesi, YAŞ kararlarına yargı yolu, askerlere sivil yargı yolu, partilerin kapatılmasını zorlaştırılmasını vb. içeren düzenlemeler yanında, yüksek yargı için yeni düzenlemeler içermesi. Anayasanın, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını önleyen geçici 15. Maddesi de, yürürlükten kaldırılması planlanmakta.

AKP yeni anayasa değişikliğini, toplumsal sorunların çözümünün, insan haklarını koruma altına almanın,  demokratikleşmenin altın anahtarı olarak lanse etse de oluşturulan anayasa değişiklik taslağı,  toplumsal sorunları çözme endişesini taşımayan, samimi olmayan, sadece kendine Müslüman olan bir taslaktan ibarettir. AKP hükümeti bir taraftan “benim işçim, benim köylüm, benim memurum” deyip işçisine, köylüsüne, emekçisine sahip çıkan anayasa oluşturuyoruz diye gönüllere seslenmeyi bilirken, bir taraftan da 2009 1mayısında, Ankara Tekel eyleminde… vb yine aynı işçisine, köylüsüne, emekçisine biber gazı sıkıp coplatmayı, özelleştirmeleri, işten atma politikasını da iyi bilmiştir. AKP hükümeti bir yandan gelin hep birlikte insan haklarına, demokrasiye sadık bir anayasa oluşturalım derken, bir yandan da Terörle Mücadele Kanunu gibi yasalar altında çocukları, kadınları, düşünen özgür bireyleri katletmiştir, işkencelere maruz bırakmıştır. Bu yasaların uygulaması sonucu binlerce kişinin canı yanacak ve ancak siz bu yasaların lafını dahi etmeden insan hakları denetimi yapacak Kamu Denetçiliği gibi idari bir organ oluşturduk diyeceksiniz. Bu sahtekârlığın daniskasıdır. Bu  -önce insanların kafasını gözünü dağıtıp sonrada gelin sizin için hastane kurduk doktor sağladık- mantığından öte bir şey değildir.

Bizler  gençlik olarak,  ne şu andaki  anayasa değişikliğini ne de bundan sonra tüm sömürücü katmanların oluşturacağı anayasaları kabul etmiyoruz.. Olaya, “işin iyi yönünden bakalım en azından 12 Eylül anayasası iyileştiriliyor” , “sonuçta bu da bir ilerleme” mantığıyla bakıp, bunlarla yetinip birkaç kırıntıya razı olmak bizim tavrımız değildir. Gerçekten insan hakları; demokrasi için, emeğin sömürülmemesi, kadının baskı görmemesi, gençliğin heba olmaması için bir anayasa isteniyorsa bunu işçi-köylü-emekçi gençlik hep birlikte mücadele ederek, kendi ellerimizle demokratik devrimimizi ve kendi anayasamızı oluşturarak sağlayabiliriz!!!