YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

yuruyus

 

Kim Hasta…?

 

“Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence. Dolayısıyla eşcinsel evliliklere de olumlu bakmıyorum. Bakanlığımızda onlarla ilgili bir çalışma yok. Zaten bize iletilmiş bir talep de yok. Türkiye’de eşcinseller yok demiyoruz, bu vaka var.”

Yukarıdaki sözler kadın ve aileden (sözde) sorumlu devlet bakanı Selma Aliye Kavaf’a ait. Bir gazete 8 Mart nedeniyle, kabinenin iki kadın bakanından biri olması dolayısıyla kendisiyle bir röportaj yapıyor ve bu dehşet verici cümleler o röportaj sırasında kuruluyor. Dehşet verici diyorum çünkü bilim dünyasının eşcinselliği hastalık saymayı kırk yıl önce bırakmış olmasına rağmen devletin en yüksek organlarından birinde bulunan bir kişinin böyle bir aymazlık içerisinde olmasını anlatabilecek daha doğru ve haberi ilk okuduğumda gösterdiğim tepkiyi ifade edebilecek daha yumuşak kelimeler bulamıyorum.
Eşcinsellik bilim dünyasında heteroseksüellik (karşı cinse ilgi duyma) ve biseksüellik (hem karşı cinse hem de kendi cinsine ilgi duyma) gibi genetik olarak var olan ve kişilerin ergenlik dönemlerinde fark edilen normal bir yönelim olarak kabul görüyor. Dolayısıyla ortada tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı vurgulanıyor.  Birtakım ülkelerde eşcinsel evliliklere izin var ve sıradan günlük hadiseler olarak kabul görüyor.
homofobi

Kimi İslam ülkelerinde yasaklanmış olan eşcinsel ilişkiler ülkemizde de tepkiyle karşılanıyor, eşcinseller toplum tarafından dışlanıyorlar. Birçoğu karşılaşacağı tepkilerden ötürü cinsel kimliğini açıklamaktan korkuyor. Bir cesaret örneği gösterip cinsel kimliğini ortaya koyabilenler de iş bulamadıklarından, bulsalar da rahatsız edilmeden çalışamadıklarından genellikle fuhuşa yönelmek zorunda bırakılıyorlar. Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür ki aynı toplum bu insanları cinsel yönelimlerinden ötürü hem yok sayıyor, hem de bedenini satmaya zorlayıp, birkaç saatliğine bedenini kullanmak için para ödüyor. Bu nasıl devlettir ki güya bütün toplumun taleplerini temsilen dolayısıyla eşcinsel insanların da taleplerini temsilen bir koltuğu işgal eden bir üyesinin böyle fütursuz açıklamalarına göz yumuyor.

Kullanılan cümleler, eşcinsellere yönelik üstü kapalı bir tehdit içeriyor aslında. “Eşcinsel evliliklere olumlu bakmıyorum” un Türkçesi eşcinsellere, sakın ha böyle bir talepte bulunmaya kalkışmayın demektir. Bu yönelimin bir hastalık olarak kabul edilmesi de aynı şekilde bu insanların haklarını aramaya çalışmalarının önünü almaya yöneliktir.  

Bu gerici, yoz zihniyet toplum içerisinde daha “ilerici” bir konumda olan daha doğrusu olması gereken, kendine devrimci diyen kimi kurumlar arasında da hala kabul görüyor. Bunlar eşcinselliği kapitalizmin yaratmış olduğu bir hastalık olarak değerlendiriyorlar.
Şunu kabul etmek gerekiyor ki eşcinsellik, canlı yaşamının başladığı ilk çağlardan beri yani kapitalizmden çok önce diğer cinsel yönelimlerle birlikte var olmuştur. Sınıflı toplumların sistematiği içerisinde belli bir cinsel ilişkiler düzeni geliştirilmiştir ve eşcinsellik, hoş karşılanmayan ve hatta çok ağır biçimlerde cezalara maruz bırakılan bir edim olarak varlığını sürdürmüştür. Eşcinselliğin hastalık ve bir çeşit sapkınlık sayılması ise kapitalizmin dayattığı bir anlayıştır.

Bütün bu yaygaranın içerisinde durup kendimize, gerçekte kim hasta diye bir sormamız gerekiyor. Kapitalizm, içinden böyle hilkat garibesi cümleler çıkan hasta beyinler yaratıyor ve bizlerin bu hasta fikirlerin karşısında durmamız gerekiyor. Eşcinselliği hastalık olarak kabul eden kapitalist anlayışı her yerde, her zaman ve herkese karşı teşhir etmemiz ve bu anlayışa karşı mücadele etmemiz gerekiyor.