YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

mahir

 

KIZILDERE ADIN AHİRE KALSIN


Dünya’da 60’lı yılların sonlarına doğru gelişen devrimci gençlik hareketi ve bunun Türkiye’deki yansıması, Türkiye’de 12 Mart cuntacılarını ve beraberinde devrimci hareketlenmeler üzerinde işkenceleri, infazları, idamları, katliamları doğurmuştur.  67’lerde başlayan gençliğin emperyalizme karşı militan duruşu, 6. Filo protestoları, ODTÜ’de ABD Ankara Büyükelçisi CIA ajanı Robert Komer ‘in aracının yakılması, İsrail Başkonsolosu Ephraim Elrom’un vurulmasının ardından 12 Mart ABD uşağı cuntacılarının darbesini de beraberinde getirmişti. Türkiye’de devrimci sosyalist hareketin ivme kazandığı dönemde 12 Mart cuntacılarının direktifiyle gerçekleşen Kızıldere katliamı da, devrimci hareket tarihinde büyük izler bırakmıştır.

Mahir çayan ve arkadaşları şehirlerde yürüttükleri devrimci eylemlerden dolayı ve İsrail Başkonsolosu’nun vurulmasından sorumlu olarak tutuklanıp Maltepe Cezaevi’ne konulmuşlardı. Yakalananlar işkenceden geçiriliyor, ardından da Denizler gibi idamla yargılanmak üzere 12 Mart faşizminin mahkemelerine sevk ediliyorlardı. Yakalanmayanlar ise dışarıda sokak köşelerinde MİT ya da polis tarafından katlediliyordu. Mahir ve arkadaşlarının ise içeride 2 seçenekleri vardı. Ya kendileri içerideyken devrimci hareket bu durumda dışarıda devam edecek ya da hem denizlerin hem de kendilerinin idamlarını beklemek yerine cezaevinden kaçıp, denizleri kurtaracak bir eylem gerçekleştirilecekti. Yapılan değerlendirmelerde çoğunluk firar kararı vermiş ve İşte Mahir ile yoldaşları için ceza evinden Kızıldere’ye giden yol burada başlamıştı.

25 Kasım 1971 günü Mahir Çayan, Ziya Yılmaz, Ulaş Bardakçı, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna Kartal Maltepe ceza evinden tünel kazarak firar ettiler. Dışarı çıktıklarında THKP-C örgüt evlerine götürüleceklerdi fakat buluşmalar ayarlanamadığı için herkes firarı kendi imkânlarıyla devam ettirmek zorunda kalmıştı. Firarın ardından polis aramaları ve ev baskınlarını yoğunlaştırdı. Yapılan baskınlar Ulaş Bardakçı’nın öldürülmesine, Ziya Yılmaz ve arkadaşlarının yaralanmasına neden oldu. Mahir ve arkadaşları bu süreçte Ankara’da kalıp örgütü toparlamak ve ardından eyleme sokulmak planındaydılar fakat polisin artan baskısı üzerine, yollarda yapılan sıkı aramalar nedeniyle makarna yüklü bir kamyonun yükleri arasına gizlenerek,  bir kısım yoldaşlarının bulunduğu Fatsa ve Ünye’ye geçip burada bir eylem yapma kararı aldılar. Grup önceden beri,  NATO’da görev yapan İngilizleri rehin alıp devleti, denizlerin ve diğer tutsakların serbest bırakılmasını mecbur kılma planı içerisindeydi. Denizlerin serbest bırakılması için imza kampanyaları protestolar… vb düzenlenmişse de tüm bunlar sonuç vermemiş son çare olarak İngilizleri rehin almak zorunda kalmışlardı. 

mahir_226 Mart 1972 sabaha karşı devlet güçleri, Ankara'da elde ettikleri bilgileri değerlendirerek Ünye'deki bağlantı noktalarını ele geçirmek ve ardından aranmakta olan THKP-C ve THKO üyelerini yakalamak üzere Fatsa'yı abluka altına aldılar. Bunun üzerine grup iki seçenekle karşı karşıya kaldı; ya İngiliz görevlileri de yanlarına alarak Ünye'den ayrılacak Kızıldere köyüne ulaşacaklardı ya da etkili herhangi bir eylemde bulunma olasılığı bulunmayan bu köye kendi başlarına gitmenin yolunu bulacaklardı. Aralarında yaptıkları tartışmada birinci seçeneğin uygulanması kararlaştırıldı. İngiliz görevlilerin araçları kaldıkları konutun önündeyse onları kaçıracak ve birlikte gideceklerdi. Değilse, yakalanmadan önceki son şansı kullanarak zorunlu olarak Ünye'den ayrılacaklardı. Yapılan keşifte İngilizlerin arabasının yerinde durduğu belirlendi ve eylem gerçekleştirildi. Üç İngiliz görevli alındı. 27 Mart 1972 gecesi rehineleriyle birlikte, arkadaşlarının da kalmakta olduğu Kızıldere köyüne ve köy muhtarının evine ulaştılar. İngilizlerin evindeki hizmetlinin durumu polise bildirmesi üzerine çevrede yoğun arama birlikleri oluşturuldu. Askeri birlikler aramalarını sürdürürken Kızıldere köyüne ilk giden grubun bağlantılarını kuranların ele geçmesi üzerine bu kişi 29 Mart 1972 günü yakalandı ve çok geçmeden güvenlik güçlerine muhtarın evini değilse de köy civarını tarif etti.  Askeri birlikler kar üzerinde, Kızıldere köyüne çıkan yolun başında İngilizlerin aracının tekerlek izlerini tespit ettiler. Bütün belirtilerin Kızıldere köyü dolayını işaret etmesi üzerine bilgi edinmek için köy muhtarının evine gelen jandarmalara muhtar, önceden hazırladığı ihbar mektubunu vererek arananların evinde kaldığını bildirdi.

Evin ve köyün sarılması üzerine evde sıkışıp kalan THKP-C üyeleri teslim olmamayı, taleplerine olumlu karşılık verilmez ve üzerlerine ateş açılırsa, İngiliz rehineleri öldürerek sonuna kadar çarpışmayı kararlaştırdılar. Öğleden sonra saat 14.00 sularında, İngilizlerin kendi ellerinde olduğundan emin olmak isteyen ve evi abluka altına alan yüzlerce askerin isteği üzerine bir İngiliz çatıdan askerlerle görüştürüldü. Kısa süre sonra operasyonun başındaki komutanın, içlerinden biri ile görüşme yapma isteği üzerine çatıya çıkar mahir ve yanındaki üç kişi görüşme yapılması için beklerken ansızın üzerlerine makineli tüfekten çıkan yaylım ateşleri açıldı. Ateş emrini kimin ne amaçla verildiği şüpheli olsa da, İngilizler uğruna da olsa bir arada sıkışmış geniş önder kitlenin öldürülmesi onlar için kaçınılmaz bir fırsat olduğu varsayılıyor ve ateşin bu yüzden açıldığı düşünülüyor. Ateş açılması üzerine THKP-C önderlerinden 3’ü çatıdaki delikten kendilerini aşağıya atarak kurtarabildi fakat Mahir Çayan başından yediği tek kurşunla öldü. İlk açılan ateşin ardı arkası kesilmedi. Kerpiçten yapılma evde kendi silahlarının atış menzili dışında kalan güvenlik kuvvetlerinin atışlarına karşı koyamayan, buna karşılık siper aldıkları duvarları delen makineli tüfek mermileriyle isabet alan devrimcilerden Ömer Ayna gözünden vuruldu. Cihan Alptekin karnından yaralandı. Roket atarlar ve yaylım ateşine maruz kalan evde birçoğu öldü yaralı olanlar da daha sonrasından evin içine girilip taranarak öldürüldü. Bu ateşler arasında sadece bir kişi Ertuğrul Kürkçü önceden kendisini samanlıkta gizleyerek kurtulmayı başardı fakat olduğu yerden kaçamadı. Evden Muhtarın belirttiği üzere 13 ölü çıktı, Ertuğrul tesadüfen bu sayının içinde hesaplanmamıştı. Ertesi gün cesetler ailelerine verilirken, Ertuğrul’un babası oğlunun cesetler arasında olmadığını fark etmiş ve askerler bunun üzerine baskın yapılan eve giderek Ertuğrul’u yakalamışlardı.

Türkiye sosyalist ve devrimci hareketinin tarihinde "Kızıldere Katliamı" olarak bilinen olay, gerçekleşmesi ve gelişmesi sürecinde Türkiye'de ve Türkiye dışında büyük tepkilere yol açtı. Fakat devlet özgül amacı bakımından Kızıldere katliamını bir zafer olarak kutladı. THKP-C önderlerine vurulan büyük darbe, yalnızca örgütün değil devrimci hareketin de yalpalamasına ve THKP-C2nin dağılmasına neden oldu. Katil devlet ve katliamın baş sorumluları gözünü bile kırpmadan 3ü yabancı 13 kişinin öldürüldüğü bu olay karşısında hala yargılanabilmiş değil!!!