
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
Bugün 23 Nisan! Neşe (mi?) doluyor insan!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı! Çocuklara “bir günlük” bayram! Evet, bir ay öncesinden başlayarak, soğuklarda çocuklara tören hazırlıkları yaptırılmaya başlanır ve yine bir hafta öncesinden devlet, hükümet ve onların sözcüsü olan burjuva basını propagandaya başlayarak; “Dünyada çocuklarına bayram armağan eden tek devlet biziz, çocuklar geleceğimiz, geleceğimize sahip çıkıyoruz” vb. şaşalı uzun cümleler kurarlar.
Bir günlüğüne neşelen(diril)iyorlar!
Her yıl gına gelerek izlediğim tablolardan bir tanesi de 23 Nisanda çocukları bir günlüğüne -pardon birkaç dakikalığına- makam koltuklarına oturtmak geleneği… Çocuklar; Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, Valilik, Kaymakamlık gibi önemli makamlara oturtuluyor ve bunu yaparken de ilginç bir feyz alıyorlar. Televizyon kanalları kutlamaları büyük bir coşkuyla canlı yayınlar. Akşam haberlerinde makam koltuklarına oturan çocuklarla (tabi burada kolej çocuklarıdır genelde oturanlar) dolup taşan haberler birbirini izler. Birkaç dakikalığına çocuklar güzel hayaller kurup, gelecekle ilgili iyi niyetli söylemlerde bulunurlar.
Oysa gerçekler bu kadar tozpembe değil! Bugün yaşadığımız dünyaya baktığımız zaman öyle güzel cümleler kurmak ne yazık ki mümkün değil. Türkiye’de ve dünyada çocuklar açlıkla, yoksullukla, savaşlarla büyüyor. Bunun dışında yapılan araştırmalarda dünya genelinde yaklaşık 300 milyon çocuk işçi var. Resmi rakamlara göre Türkiye’de çalışan çocuk sayısı ise yaklaşık 4 milyon. Ancak kayıt dışı çalıştırılan çocukları da hesaba kattığımızda çok daha acı bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. İşsiz kalan yetişkinlerin yerine ucuz bir işgücü olarak görülen çocukların kullanılması yoksullaşan ailelerde çocukları geçim kaynağı haline getiriyor. Çocuk işçiliği öyle bir hal aldı ki artık çok sıradan bir durum olarak algılanmaya başlandı. Okul sıralarında oturup, parklarda oynaması gereken çocuklar ne yazık ki çalışma hukukunun hiçe sayıldığı, ağır sanayi koşullarında, çoğu zaman her türlü cinsel, fiziksel, psikolojik istismara maruz kalarak, kayıtsız hiçbir sosyal hakkı olmadan sömürülüyorlar. Zar zor okumaya çalışanlar ise bin bir türlü zorluklarla çarpık eğitim sistemiyle mücadele edip okumaya çalışıyor. Son günlerde gazetelerde okuduğumuz bir haber Türkiye’de çocuklara ne kadar değer verildiğinin diğer bir göstergesidir. Adana’da gösterilere katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan çocuklar, önce Adana dışındaki cezaevlerine gönderiliyor ve ardından çocuklar ödenek ve araç olmadığı gerekçesiyle duruşmalara getirilmiyor. Bu nasıl bir anlayış! Makam koltuklarına oturtulan çocuklarla aralarında ki fark nedir?! Yoksa Kürt olmalarımıdır esas mesele?! Diğer taraftan dünyanın çeşitli ülkelerinden çocuklar kendi yöresel kıyafetleriyle gelip “23 Nisan”da gösteriler yaparken, neden Kürt çocukları yöresel kıyafetlerini giydikleri takdirde terörist ilan ediliyor?!
Yılda bir gün çocuklara eğlenceli saatler geçirtmekle, onları önemli makamlarda birkaç saatliğine oturtmakla çocuklara değer verilmiş olmuyor! Bu sistemde sadece elit bir kesimin, burjuvazinin çocukları çocukluğunu yaşayabilmektedir. Yoksul/emekçi çocukları ise ya iş yerlerinde sömürülecek, yâda zar zor eşit olmayan eğitim şartlarında okumaya çalışacaklardır…
YDG Okuru Genç Bir İşçi
05/04/2010
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.



